The Boys Yapımcısı Eric Kripke: ''Modern Günümüzde Faşizm, Sosyal Medyada Gizleniyor''

Amazon tarafından Garth Ennis'in aynı isimli çizgi roman serisinden uyarlanan The Boys dizisinin yapımcısı Eric Kripke, Hollywood Reporter'ın sorularını yanıtladı ve diziye yöneltilen eleştirilere cevap verdi.


Hollywood Reporter: ''The Boys'un ikinci sezonu, heyecan verici bir süper kahraman öyküsü kadar içerisinde bulunduğumuz çılgın çağımıza yönelik bir sosyal yorumdu. Diziyi kaleme alırken mevcut durumumuzu ne kadar düşünüyorsunuz?''


Kripke: ''Güncel durumlar üzerine çok düşünüyoruz ama görüldüğü üzere geleceği öngöremiyoruz. Bu 2018'de yazdığımız b*kun aynısı. İnsanlar daha iki yıl önce Afrikalı-Amerikalı kişileri kenara çeken polislerle uğraştığımızı unutuyor, inanılmaz bir yabancı düşmanlığı ve beyaz üstünlükçülüğe dair "her iki tarafta da iyi insanlar var" anlayışı var. Belki Gururlu Çocuklar (Proud Boys) sıradan bir kelime değildi ama Charlottesville, öyleydi.


Bizi sinirlendiren şeyler hakkında çok yazıyoruz. Dünyanın en aptal distopyasında yaşıyoruz ve tam da bu an için mükemmel bir metafor olan bir diziye sahip olduğumuz için şanslıyız. Duruma özel olarak üretilmeyen bir diziye. Sanırım bunu (The Boys) keşfettik ve buna sahip olduğumuz için, dünyada bizi gerçekten rahatsız eden şeyleri kovalamak ve üzerine konuşmaya yönelik hem bir sorumluluk, hem de neşe verici bir yaramazlık hissediyoruz.''


Hollywood Reporter: ''Bir Yahudi olarak, Ohio'da büyüdün değil mi?''


Kripke: ''Doğru.''


Hollywood Reporter: ''Orası, Superman'in de çıktığı yer değil mi?''


Kripke: ''Evet, sanırım.''


Hollywood Reporter: ''Dizinin Nazizim teması bu sezon doruğa çıkıyor. The Boys'ta kişisel deneyim sonucu ortaya çıkan biri var mı? Superman'den bahsetmişken, Homelander beyaz üstünlükçülüğün neresinde konumlanıyor?''


Kripke: ''Süper kahraman mitolojisinin özü -30, 40'larda Yahudi yazarlar tarafından yazılmış olsa da- bugün pek temiz değil çünkü inkar edilemeyecek kadar faşist bir dayanağı var. Beyaz, milliyetçi Amerika'yı koruyorlar. Yaratılma amaçları, yaptıkları bu. Statüko'yu koruyorlar. Statüko sorunlu hale geldiğinde, aniden düşmanlaşıyorlar. Senin kahramanın olmuyorlar. Ve bence o zamanlar, uyum sağlamak için en iyi şekilde çalışan kişiler tarafından yazıldı ve beyaz, Amerikan toplumu ile birlikte kayboldular.


Ama artık o dönemde yaşamıyoruz. Süper kahraman miti sadece heteroseksüel ele alındı, faşist olmaya başladığı nokta da bu. Çünkü öyle olmayan ve olmaması gereken bir dünyayı koruyorlar. Doğaları gereği MAGA'lar. Stormfront özelinde, spesifik olarak kişisel bir temel yok. Sadece, Nazilerden nefret ediyorum. Alt-right, beyaz milliyetçilikten nefret ediyorum. Tüm formlarda, ırkçılıktan nefret ediyorum.''


Hollywood Reporter: ''Buna rağmen dizi, Twitter ve diğer sosyal medya platformalarında 'anti-beyaz bağnazlık' ile suçlandı.'' Kripke: ''Nazileri kötü olarak belirlemenin 'tartışmalı' bir seçim olması bana şaşırtıcı geliyor. Bunun tam tersi eleştiriyi kabul ederdim. Şu şekilde kabul ederdim: ''Hey, gerçekten bu klişeyi istediğine emin misin?'' Şöyle derdim, ''Haklısın, hadi bunu konuşalım''. Nedense, bu şimdi 'edgy' bir seçim olarak kabul ediliyor. 2020'ye hoş geldiniz.


Modern beyaz üstünlükçülüğü irdelemekle ilgilendim. Çünkü The Boys çizgi romanlarında, Stormfront tipik bir Naziydi. Fakat modern günümüzde gördüğüm beyaz üstünlükçülük, sosyal medyada gizlenmiş durumda. Sosyal medyayı bizden iyi kullanan gençler üzerinde daha etkililer, insanların binlerce yıldır pazarladığı şeyleri satarken kendilerini özgür düşünürler ve çemberin dışındakiler olarak sunuyorlar.''


The Boys (2020) - Antony Starr, Aya Cash

Hollywood Reporter: ''Bu sezonla ilgili beni çok etkileyen ve üzerine konuşmak istediğim birkaç konu var. İlk olarak Kolektif Kilisesi. Bu çizgi romandan mı alındı yoksa siz mi yarattınız?''

Kripke: ''Bizim fikrimizdi. Çeşitli Hollywood inançları ve kültlerinin birleşimi. Biraz NXIVM var. Herkes 'Scientology' diyor. Aslında farklı meyvelerden oluşan bir smoothie. The Deep'i yazmayı çok sevdiğimizden dolayı ortaya çıktı. Bizim için Deep, Hollywood trendlerinin Forrest Gump'ı. İlk sezonda, #MeToo hareketine karıştı. İkinci sezonda, 'Tamam, Allison Mack olup külte katılmalı' dedik. Üçüncü sezonda ise, kült ile mücadele eden Leah Remini gibi olacak. Hollywood'un farklı noktalarını patlatıp geçmeye devam edecek. O kadar aptalken kendini anlamaya çalışması fikri bizi eğlendiriyordu.''


Hollywood Reporter: ''Hollywood'un 'beden utandırmak' ile çok uğraştığını görmüyoruz. Özellikle erkek ekseninde olunca. Ayahuasca yolcuklarına çıkan veya doğruyu söyleten maddeler kullanan insanlar tanıdım ve yardım edemedim fakat The Deep'in gerçekten kişisel bir kırılma yaşadığını düşünüyorum.''

Kripke: ''Yaşadı, bir dakika kadar. Sonraki bölüme geçtiğimizde ise Homelander ''Solungaçlarını kapat. İğrençler'' dedi. Yaşadığı tüm gelişim tam o anda, orada eridi. Ama bu diziye nasıl saldırdığımıza dair güzel bir mikrokozmos çünkü ilk olarak karakterden başladık. Biz 'Birisiyle bu konuşmayı yapması gerekiyor' dedik, kim olduğunu hatırlamıyorum çünkü oda arı kovanı gibiydi ama birisi çıkıp 'Ona biraz mantar verelim ve bunu solungaçlarına söyletelim' dedi ve herkes 30 saniye boyunca güldükten sonra 'Tabii, fakat şarkı söyletebilirlerse ve 'You Are So Beautiful' söylemek zorunda kalsın' cevabını verdim.''


Hollywood Reporter: ''The Boys, inanılamayacak kadar çılgınca olan şeyleri tasvir etmekte harika bir iş çıkarıyor. Ve yine de bulunduğu konumda. Örneğin, balina sahnesini düşünüyorum. Her ne sebeple olursa olsun geçemeyeceğiniz veya geçmeyeceğiniz bir çizgi var mı?''


Kripke: ''Herhangi bir çizgi bulamadım. Bence bu bize hikaye adına bir şeyler sunuyor. Sadece gereksiz yere şok edici olmamaya gerçekten özen gösteriyoruz. O bölümu ve meşhur camdan fırlayan yunus sahnesini size sunan Craig Rosenberg, bu fikri bana belki de 10 kez anlattı ve ben her seferinde 'Deniz memelisi olayını yaptık ve sanki daha da büyüdüğümüzü hissediyorum' tepkisini verdim. Ve bana yine gelip 'Hughie’nin yaşadığı andaki en karanlık yolculuğunu anlatıyoruz (en karanlık anda gerçekten canavarın karnındaydı) dedi.' Artık beni tuttuğu zaman 'Tamam, yapıyoruz.' diyorum.''


Hollywood Reporter: ''Efekt ve sanat departmanları senaryoya bakıp 'Hiçbir yolu yok. Bunu yapamayız' diyor mu?'' Kripke: ''Hayır hayır. Harika bir prodüksiyon tasarımcımız var. Daha önce hiç yapmadığı belli olan şeyleri yapma düşüncesine ellerini neşeyle ovuşturan Arv Grewal. Üçüncü sezon için çok mutlu olduğu birkaç çılgın şey var. Şu an yapımcılar 'Ne yapıyorsunuz? Bu balinaya ne kadar harcayacağız?' durumundalar.''


Hollywood Reporter: ''Her sezon aynı bütçeye mi alıyorsunuz yoksa her sezona özel daha fazla para mı veriyorlar?''


Kripke: ''İlk ve ikinci sezon arasında biraz daha fazla bütçe aldık ama hala yeterli değil. İkinci sezonda bütçeyi belirli bir miktar aştık çünkü gerçek maliyeti bu. Ama şimdi gerçekten ne kadara mal olduğunu biliyoruz ve üçüncü sezon için bunu aldık.''


Hollywood Reporter: ''The Boys ile düzeltmeye çalıştığınız Marvel ve DC filmlerinin ve dizilerinin kusurları hakkında ne düşünüyorsun? Örneğin, Stormfront ve Starlight'ın kadınların güçlendirilmesi konusunda amigoluk yaptıkları röportajı düşünüyorum -'Kızlar halleder!'- ve bu bana kadın süper kahramanların Avengers: Endgame'deki sahnesini hatırlattı.''


Kripke: ''İnsanlar buna şaşırabilir ama ben Marvel işlerinin hayranıyım. Film yapımı genellikle hatasızdır. Aslında çoğunun yazıldığı mizahi tondan gerçekten zevk alıyorum. Küstah, hızlı, gevezeler ve bu tarzı seviyorum. Onlarla ilgili sorunum filmlerin kendileri değil, genel olarak çok fazla olmaları.


Bir çeşit, tehlikeli olduklarına inanıyorum. Abartmak ya da aşırı dramatik olmak istemem ama koca bir nesli güçlü birinin gelip sizi kurtarmasını beklemek için eğitmek biraz tehlikeli. Bu durumun 'İçeri girebilecek tek kişi benim, o da ben olacağım.' diyen Trump gibi insanlar ve popülistlerle sonuçlandığını düşünüyorum. Ve bence popüler kültürün insanları kurnazca koşullandırdığı yol, onları yanlış şekilde şartlandırıyor çünkü çok fazlalar. Bu yüzden doğrucu olmak iyi, en azından küçük bir kısmımız 'Seni kurtarmaya gelmeyecekler. Ailen ile kenetlen ve kendinizi kurtarın' diyor.


'Kızlar halleder'e gelince, bu ve birçok şey Endgame'in çıkış yaptığı haftasonu aramıza dahil olan yapımcı Rebecca Sonneshine'dan geldi. Öfkeliydi. Ben de izledim ve 'Aptalca, en yapmacık-' gibi olurken o 'Beni başlatma.' dedi. Küçümseyici buldu ve ona katılıyorum. Bu bizim için bir hedef, hicivsel bir hedef yarattı. Süper kahraman, ünlü ya da Hollywood kültüründe saçma bir şey olduğunda, hemen peşinden gideceğiz. Kolay bir hedef.''


Hollywood Reporter: ''Görünüşe göre süper kahraman dünyasındaki her şey, örneğin Joker tartışması gibi, bugünlerde her türlü tepkiye neden oluyor. Bu kutsal inekleri devirmeniz ile birlikte, The Boys'a yönelik bir tepkiden mi endişeleniyorsunuz?''


Kripke: ''Bunun üzerinde bir kontrolüm yok. Bir yazar olarak, geri dönüşlerin ne olacağını endişe ederek kendinizi delirtebilirsiniz. Süper kahraman janrasıyla sımsıkıyız. Aksiyon sahnelerimiz var. Kavga eden kahramanlarımız var. İnsanlar birbirlerine laser ve b*k atıyor. Dünya kritik durumda. Bütün bunlara sahibiz. Sadece onu yeniden yapılandırıyoruz ve "bu dünyada gerçekten nasıl olurlardı?" düşünce deneyini oynuyoruz. Bu nedenle dizinin süper kahramanları seven ve nefret eden insanlar adına işe yaradığını düşünüyorum.''


Hollywood Reporter: ''Spin-Off dizisi hakkında ne söyleyebilirsin?''


Kripke: ''Başta, Amazon'un 'Çok popüler oldunuz. Aynısından daha fazla yapmalısınız.'ı söylemesiyle gelmedi. Benden geldi. Seth Rogen, Evan Goldberg ve Craig Rosenberg de ilettiler. Evrenin gerçekten sevdiğimiz bir köşesine rastladık ve onlara götürdük. Bu bir kolej dizisi. Vought'un sahibi olduğu bir, güçleri olan küçük çocukların nasıl düzgün süper kahramanlar olacakları konusunda eğitildiği bir kolej ve yıl sonunda NBA tarzı seçmelere sonuçlanıyor. Bir tür üniversite spor hikayesinin şöhretle buluşması gibi bir şey çünkü oyunculuk ve pazarlama derslerine gitmeleri gerekiyor. Oldukça karakter odaklı, umarım inanılmaz derecede gerçekçi bir üniversite dizisi olacak.''