❝Siyahlık Bir Süper Güç Olduğunda❞ | Çeviri

Bu yazı, New York Times yazarı Veronica Chambers tarafından kaleme alınmış içeriğin çevirisidir.



Falcon’dan Black Panther’e, olası yeni bir Superman’e, Siyah yaratıcılar tarafından yeniden

hayal edilmiş, yenilenmiş kahramanlar furyası, süper kahraman mitolojilerini yeniden yazıyor.


Marvel dizisi “WandaVision” ve Star Wars dizisi olan “The Mandalorian”ın başarılarından

sonra, “The Falcon and The Winter Soldier” için çıta yükseldi. Fakat Captain America çizgi

roman hikayesinden -biri siyah biri beyaz- iki yardımcı karaktere odaklanan dizi, Disney+

tarihinde en çok izlenen fragmanıyla bu beklentileri aştı. Dizi cuma günü sonlanırken, dizinin başarısı son zamanlarda, daha önce hiç görülmemiş sayıda ekranlarımızı ve çizgi roman

sayfalarımızı elde eden siyah süper kahraman dalgasının bir parçası olarak görülebilir.


Aktör Teyonah Parris “WandaVision”da Monica Rambeau olarak övgüleri üstüne çekti ve

Marvel filmi yöneten ilk siyah kadın olan Nia DaCosta tarafından yönetilecek olan “Captain

Marvel 2” filmindeki rolüyle bunu yineleyecek.


Geçtiğimiz sene DC, 1973’te çizgi romanlarda ilk kez gözüken, Wonder Woman ile birlikte büyütülen siyah bir Amazon olan Nubia adında bir karakteri yeniden canlandırdı. Nubia’nın bu yeni canlandırması 17 yaşında, iki anneye sahip ve günü kurtarmaya çalıştığı sırada polis tarafından çevriliyor ve gözaltına alınıyor. Robyn Smith’in sanatıyla birlikte L.L. McKinney tarafından yazılan grafik roman, “Toplum seni bir birey olarak görmezse kahraman olabilir misin?” sorusunu cevaplamak adına niyetini açıklıyor. Nubia’nın daha geleneksel bir canlandırması, bundan on yıllar sonra DC Comics'in kahramanlarına odaklanan, iki aylık bir hikaye dizisi olan Future State’de yer aldı ve şu anda o, Amazonlar Kraliçesi.



“The Umbrella Academy”de Allison Hargreeves dünyayı kurtarmak için büyütülmüş doğaüstü güçleri olan kardeşlerden biri fakat özel yeteneği, kurnazca ama güçlü bir şekilde süper güç olarak Siyahlık kavramından söz etmesi.


Layola Marymound Üniversitesi’nde Afro-Amerikan Çalışmaları profesörü olan Adilifu Nama “Super Black: American Pop Culture and Black Superheroes” adlı kitabında Falcon’un 1970’teki Captain Amerikan’ın yardımcılığından kendi başına bir süper kahramana dönüşmesi hakkında yazıyor. Çizgi romanda, Sam Wilson’ın kanatları -Wakanda teknolojisinin bir sonucu olarak- Black Panther’den bir hediye. Nama’nın yazdığı gibi, “Süper kahraman evrenindeki en

saygı değer güce sahip olan Falcon’un uçuşu, gerçek dünyadaki değişimlere paralel olarak Siyah sosyal ve ekonomik yükselmeyi sembolize ediyor.”


Tüm bu Siyah süper kahraman anlatılarında işlenen ortak tema, toplumun Afrikalı-Amerikalıların değerini sorgulama şekli. Hakkında okuyacağınız yaratıcıların ve karakterlerin vurgulamak istediği şey Siyah süper kahramanların, Siyah toplumunu bitmeyen bir adalet ve eşitlik mücadelesinde resmetme ihtiyacının devam ettiğidir.


“Avengers: Endgame”in sonunda emekli olması üzerine Steve Rogers, Wilson’a (Anthony

Mackie tarafından zarafet ve güçlü ustalıkla hayat verildi) ikonik kalkanını veriyor. Rogers’ın

Wilson’ının –Falcon olarak yardımcısı olan- sıradaki Captain America olarak sahneye çıkmasına inandığı görüldü.


“The Falcon and the Winter Soldier”da Wilson’ın bir sonraki Captain Amerika olmama kararı

bütün dizinin temelini oluşturuyor ve Winter Soldier olarak da bilinen beyaz karakter Bucky

Barnes için de bir tartışma konusu oluyor. Fakat bu sürtüşme geleneksel ırklar arası arkadaşlık

filmlerinde pek görülmeyen nadir bir dinamiği gösteriyor: Barnes, Wilson’a “Kalkandan

vazgeçmeye hiçbir hakkın yoktu, Sam” diyor. Wilson “Bunu yapmayacaksın. Aşırı uzatılmış (overextended) hayatınla buraya gelip bana haklarımı anlatmayacaksın.” yanıtını veriyor.


Bundan sonra olanlar gerçekten aydınlatıcı. Bucky, Wilson ile kısıtlı anlayışından dolayı

tartışmıyor. Wilson’a bir sonraki Captain America’nın neden bir siyah adam olması gerektiğini

açıklamaya çalışmıyor. Bunun yerine Bucky sadece dinliyor.


Siyah bir yapımcı ve çeşitli yazarlar tarafından yazılmış “Falcon” boyunca, tekrar ve

tekrar, beyaz karakter dinliyor ve bunu yaparak ne kadarını bilmediğini saygılı bir şekilde kabul ediyor.


“The Falcon and the Winter Soldier,” Sam Wilson (Anthony Mackie)


“Falcon”un yapımcısı Malcolm Spellman, Siyah süper kahramanlar anın tadını çıkarıyor çünkü

evrensel bir cazibeleri var diyor; Variety’e “mücadelemiz ve bakış açımız daha

büyük bir insanlık mücadelesinin yoğunlaştırılmış versiyonu.” dediği gibi.


New York Times’la olan bir röportajda Spellman, Siyah karakter Isaiah Bradley’i ağırlıklı

olarak “people of color (beyaz olmayanlar)”dan oluşan bir yazarlar odasına sahip olacağına

inandığı Disney+ dizisine dahil etme kararını açıklamıştı.


Bradley, 2003 Captain America çizgi roman serisi olan, yazar Robert Morales ve sanatçı Kyle

Baker’ın “Truth: Red, White and Black”’inden bir karakter. “Falcon”da Sam, Bradley ile

tanışıyor ve Steve Rogers’ın II. Dünya Savaşı'ndaki tek süper asker olmadığını öğreniyor.

Yüzlerce siyahın ABD hükümeti tarafından yürütülen tıbbi çalışmalarda insan ginepigi olarak

kullanıldığı Tuskegee Deneyine paralel bir anlatımda, Captain America serumu Bradley ve

birçoğu acı çeken ve ölen diğer Siyah askerler üzerinde test ediliyor.


Çizgi romanda Bradley, birçok siyah askerin 20. yüzyıldaki yolcuğunun yansıması: cephede büyük bir cesaret, savunmak için mücadele ettikleri ülkeye dönmeleri üzerine güvensizlik ve hatta haksız hapis cezaları.


“Sam’in kuşkusuna dair yaşayan somut örneğinin olacağı bir karaktere ihtiyacımız olduğunu

biliyordum” diyor Spellman. “Sam’in şüphesinin onun üstesinden geleceği bir şey olmasını değil, uğraştığı bir şey olmasını istedik. Bir siyah için yıldızları ve şeritleri (ABD bayrağı) giyinip

kuşanmasının uygun olup olmadığı konusundaki endişesini doğrulamak istedik.”


Spellman’in diziye rehberlik etmesi, “Falcon”a önceki Siyah süper kahraman anlatılarından

farklı bir his veriyor. Ayrıca, yapımcılardan yazarlara ve yönetmenlere kadar kameraların

arkasında olanların önemli olduğunu da doğruluyor. Ryan Coogler’ın hit filmi “Black

Panther”’den siyah yazarların “Marvel’s Luke Cage” ve “Falcon” gibi dizilere kadar Siyah

yapımcılar, karakterlerin hayranlara güçlü bir şekilde hitap ettiği hikaye çizgilerine incelik

katıyorlar.


Siyah yaşantısına tarihsel paralellikler, daha önce çizgi roman hikayelerinde ortaya çıkmıştı. X-Men mitolojisindeki iki beyaz ana karakter -uzlaştırıcı Profesör X ve onun radikal düşmanı

Magneto’ya dönüşen arkadaşının uzun süre boyunca Dr. Martin Luther King Jr. ve Malcolm

X’den ilham alındığı söylenir. (Bu teorinin sadece akıllıca bir yeniden yapılandırma olduğunu

bilsek bile, hayran sanatı kısmı oldukça ilgi çekici.)


Malcom X & Magneto.


1963’te çizgi roman yazıldığında, Jack Kirby ile X-Men’i yaratan Stan Lee’nin aklında

kesinlikle ırk eşitliği için mücadele vardı. Lee, 2000’de Guardian’a “Onların sadece herkesin

hayranlık duyduğu karakterler olmasındansa, diğer insanların, farklı oldukları için onlardan

korktuğu, şüphe duyduğu ve aslında nefret ettikleri şekilde yapsaydım?”. “Fikri çok sevdim; bu onları sadece farklı yapmadı, aynı zamanda o dönemde ülkedeki sivil haklar hareketinde neler olduğuyla alakalı iyi bir metafordu.” diyor.


Takeline ve Binge Mode gibi popüler kültür podcastlerinin sahibi Jason Concepcion, çizgi

romanın mutantların dünyasını nasıl keşfettiği, X-Men ve onların Sivil Haklar mücadelesiyle

olan ilişkileri ve “Black Lives Matter” hareketinin merkezindeki konuşmalar arasında güçlü bir

paralellik görüyor.


Bir röportajda Concepcion’un söylediği üzere,“Magneto incelemesinde çok açık, ‘Neden bu

insanlara iyi olduğumuzu kanıtlamaya çalışıyoruz? Neden bizi sürekli öldürmeye çalıştıklarında onlara bir şeyler kanıtlamaya çalışıyoruz?’ Keza bastırılmış olan kısım problemi çözemez. Durumlarıyla empati kurmak çözümün bir parçası olabilir, ancak aslında sorunu çözecek olan güç kollarını tutmuyorlar.”


“Marvel Comics: The Untold Story”’nin yazarı Sean Howe, bu karakterleri bu kadar çekici kılan anlatıların çeşitliliğidir diyor. Gerçek hayatta siyah kahramanlar tek bir yolu izlemelidir. Siyah süper kahramanlar yeni güçler kazanmak, büyük hatalar yapmak için yerin ve her zaman yapımcıların onu hayal etmesini bekleyen yeni bir hikaye çizgisinin olduğu, esnekliğiyle dikkat

çeken bir dünyada var oluyorlar.


“Harry Potter gibi bir ‘franchise’daki karakterlerin aksine, çizgi roman karakterlerinin farkı, onların değişmeleridir.” diyor Howe bir video röportajında. “Artık herkes yeniden başlatma terimine aşina fakat bir başlangıç hikayesinin farklı tekerrürleri vardır. Ve belki de 1980'lerde

birisi bu Malcolm X / Martin Luther King olayını [X-Men’le birlikte] gerçekten alıp biraz daha

uzatabileceğini düşünmüştür. Ve bu özellikler ya karakterlere atfedilmeye başlanır ya da kaç

yazarın onları kucakladığına bağlı olarak akıp gider.”


Siyah yaşamını süper güçler prizmasında yansıtma fikri, modern hikayelere de taşındı. “The

Umbrella Academy”de Allison Hargreeves’in yeteneği onun herhangi bir cümleye “Bir dedikodu duydum…” ifadesiyle başlayabilmesi ve zihinleri tüm dünyadaki olayları değiştirebilecek düzeyde kontrol edebilmesi.


“The Umbrella Academy,”, Allison Hargreeves (Emmy Raver-Lampman)


Netflix dizisinin uyarladığı çizgi romanda, Hargreeves bir beyaz. Fakat ekranda, Siyah aktris Emmy Raver-Lampman tarafından ustalıkla canlandırılıyor. Allison’ın gücü, Siyah bir kadının vücudunda farklı şekillerde işliyor. İkinci sezonda yapımcılar, Allison’ı ve kardeşlerini J.F.K suikastından günler önce, 1963’te Dallas’a göndererek ne kadar farklı olduğunu gösterdiler.


Bu evrende, Allison Siyah bir erkekle evli ve süper kahraman olarak ifşa olmamak için

korkutucu ırkçı tehditlere maruz kaldığında dahi gücünü kullanmamalı. Sadece bir polis memuru kocasını dövdüğünde Allison hem 1963’te, hem de bizim zamanımızda tekrar tekrar ortaya çıktığını gördüğü şiddeti durdurmak için sesini kullanarak onu etkiliyor.


Allison’ın kullandığı “fısıldama” gücünün, Sivil Haklar hareketinin, özgürlük ve eşitlik

mücadelesinin büyük kısmının Siyah kahramanların seslerinde ve ikna kabiliyetlerinde yattığını hatırlatıyor. Tarihi figürleri Allison’ın “söylenti (rumoring)” yeteneğinin merceğinden hayal etmek kolay. Örneğin, Harriet Tubman “Siyah insanların özgürce yaşayabildiği bir yere dair

söylentiler duydum.” Ya da Frederick Douglass: “Siyahların oy vereceğine ve 1900 yılından

önce, Meclis ve Senato’daki koltuklar dahil olmak üzere, 1500 Siyah Amerikalı’nın görev

yapacağına dair söylentiler duydum.”


Aslında, Harriet Tubman’ın bir süper kahraman olduğu düşüncesi, çizgi roman hayran sanatının en sevilen konularından. O (Tubman) aynı zamanda Kickstarter tarafından finanse edilen David Crownson’ın çizgi roman serisinin de konusu oldu.


David Crownson & Courtland Ellis/Kingwood Comics


Comixology’de yer alan ince kitaplar, panellerindeki tuhaflıkla güzelce çizilmiş. Köle avcıları sadece kötü değiller: Onlar birer vampir. Harriet Tubman sadece özgürlüklerine rehberlik ettiği insanları savunmuyor; kendisini ve insanlarını sadece bir köle/mal olarak gören beyazlarla başa çıkmak ve üstesinden gelmek için katana ve kelime oyunları kullanıyor.


Tüm bu kahramanlar, her zaman zor görünen bir eşitlik için, kendi yöntemleriyle savaşıyorlar.

Spellman’a göre, siyah kahramanlar hakkında hikayeler yazma fırsatı, teraziyi değiştirmek için

ortak çabanın bir parçası.


“Bunun bizi daha evrensel bir şekilde yeni bir bağlamda ele almaya yardımcı olduğuna kesinlikle inanıyorum,” diyor. “Her şeyden önce biz daha azı olarak algılanırsak, ki bu gezegendeki herkesin bize bu şekilde baktığına inanıyorum, o zaman bir süper kahraman bundan daha büyüktür. Marvel gibi bir megafon aracılığıyla bu temel matematiğin gösterilmesi- gerçekten çok güçlü.”❞


Veronica Chambers