İnceleme: The Punisher

Dizi, Luke Cage ve Iron Fist’de yaşadığım hayal kırıklığından sonra iyi geldi. Fakat artık çoğu Marvel yapımında olduğu gibi olayların belli bir noktadan sonra nasıl gelişeceğini, hangi karakterin yoldan çıkacağını The Punisher’da da kolayca tahmin edebiliyoruz.

Daredevil’da tadı damağımızda kalan drama üstüne koyularak devam ettiriliyor. Frank ile birlikte olayları yaşıyoruz. Rüya sahneleri iç burkacak cinsten. David Lieberman’ın üzerinden hikayenin devam ettirilmesi biraz klişe kaçsa da karakter ve hikayesi hafızalarda iz bıraktı.

tumblr_ozpzd5pRp61rejt1io1_540.gif

Aksiyon anlamında Daredevil’da olduğu gibi her seferinde Punisher’ı bir ordu gibi gösteren sahnelerin burada az olması güzel. Her bölümde 20 kişiyi tarasa bir esprisi kalmazdı. Silah ve dövüş koreografilerinin başarılı olmasının yanı sıra Frank Castle’in kayışı kopardıktan sonra vahşileşmesi ve mimikleri çok etkileyici. Jon Bernthal döktürmüş.


Diziyi son dönemde yayınlanan Marvel yapımlarından ayıran en önemli özelliği ise giderek artan temposu. Dizide Billy Russo’nun yanı sıra Lewis Walcott gibi alternatif bir karakter sokularak tempo sürekli canlı tutulmuş. Lewis ile birlikte savaştan dönen herkesin aynı fikirler içinde olmayacağını ve çevresine ne gibi zararlar verebileceğini de görüyoruz.

Geriye dönüş sahneleri ile Frank’in başına gelenlerin nedeni, Billy Russo, komutan ve arkadaşları ile olan ilişkileri bol aksiyonlu şekilde akıcı bir anlatım ile sunulmuş. Ve tabii eve dönme tutkusu.


The Punisher aksiyonu, draması, farklı yorumlanmış Frank Castle’ı ve bol vahşeti ile diğer Marvel dizilerinin yanına sağlam bir şekilde yerleşti. 


CADDE NOTU: 7.0/10