İnceleme: The Great (2020)

Yunan sinemacı Yorgos Lanthimos’un 2018 yapımı ‘The Favourite’ filminin senaristi Tony McNamara’nın Rus Çariçesi Catherine the Great’i merkezine alarak Hulu için hazırladığı The Great, İmparator Peter’in yönetimi altındaki Rusya’yı üzerinde titizlikle çalışılmış bir tablo misali resmediyor.


McNamara'nın amerikalı tarihçi Robert K. Massie'in 'Catherine the Great: Portrait of a Woman' isimli çalışmasında belirttiği, New Yorker'dan Rachel Syme'in yazısında da yer verdiği, 'zamanının diğer hükümdarlarından daha çok, mizah için her zaman geniş bir serbestlik vardı. Belki de bu Catherine’in imparatorluk mevcudiyetini mizah duygusu ve hızlı bir dille "yumuşatma" yoluydu' tanımını 'ara sıra doğru bir hikaye' anektoduyla tarihsel gerçeklik ve uyarladığı modern üslüba dayanak noktası olarak nitelemek mümkün.

Toplum ve devlet yapısından, saray hayatına ve Elle Fanning ile Nicholas Hoult’un başarıyla hayat verdiği dinamik karakterler üzerinden diziyi sarıp sarmalayan toplumsal söylemleri zeki, aktif bir kurgu, kara mizah ve drama arasında organik bir bağ kuran anlatım yapısıyla dizinin karakterini oluşturuyor.




The Great: Geçmişe Yeni Bir Form


Son yıllarda dönem işlerinin, özellikle tarihsel bağlamda öne çıkan figürleri ve gelişmeleri merkezine alan işlerin artık neredeyse bir ön koşul olarak oluşturduğu 'ağırlığı' ilk saniyesinden itibaren kaldırıp atan The Great, Catherine aracılığıyla izleyiciye sağlam bir tokat atıyor ve fetişize edilen kalıba güçlü bir itibarsızlaştırma ve tanımlama niteliği de taşıyan, taze, bir o kadar yoğun, tempolu bir anlatım biçiyor.

Monarşi düzenindeki çarpıklık dizinin kara mizah karakterini yansıtır şekilde sert, Catherine'in ana motivasyon ve olgunlaşma damarlarını da inşa edecek biçimde tanıtılıyor ve ilk bölümün sonunda, 'saf' hayallerle farklı bir sınıfa adım atan Catherine'in ideallerinin yaşadığı kırılmaya dikenli bir yol çiziliyor: aydınlanmış bir Rusya için ihtilal.


Elle Fanning, Catherine'i artık farklı bir seviyenin aktörü olarak hayat veriyor. McNamara'nın kendisi için diktiği, dizinin bütün söylemlerini ve çıkış noktasını barındıran kalıpları kimlikleştirebiliyor. Fanning her sahnede farklı bir karakter fakat hep Catherine.


Büyüsünü yitirebilecek komedi dili yavaş yavaş soyutlanıp dizinin akılda kalan ve doğrudan ana metine hizmet eden anlarda - işkence sahnesi gibi- sivrilen vahşet dozuyla canlı kalmaya devam ediyor ve zincirleme anlatının çekirdeğini oluşturan Peter ve Catherine'in yanı sıra, izleyicinin giyotine gitmeleri gerektiğine çoktan ikna olduğu diğer aristokratların öykülerine uyumlu bir şekilde ritimleniyor ve önümüzdeki sezonlarda kırılma yaratabilecek noktaları oluşturuyor.



McNamara, Nicholas Hoult'un kariyerinin zirve performansını ortaya koyduğu Peter'ın başkalarının acıları üzerine kurulu, yetişkin bir çocuktan farksız sosyopat mizacını özenle kurduğu anlarda, izleyicinin gözlerini ekrandan kaçırmasına neden olacak kısa skeçlerdeki farklı ruh hallerinde tahlil ediyor ve etrafındaki karakterlerin de öykülerini şekillendirecek bir özne olarak karakteri sürekli ilgi çekici tutmayı başarıyor.


Sacha Dhawan'ın büyük bir özveriyle canlandırdığı, en az Catherine kadar dizinin ana söylemlerinden birini oluşturan aydınlanma iradesini temsil eden Orlo, gayet klasik bir karakter inşasının pratikleriyle olgunlaştırılmasına rağmen, dizinin kişiliği ve Dhawan'ın Orlo'nun teorik-pratik süreçte yaşadıklarını taşıyan performansı karakteri farklı bir tarafa sürüklüyor.

The Great, her parçasıyla modern dünyanın, ana akım sinemanın monarşiye bakış açısını yeniden tanımlayacak ve en önemlisi, arkasına bakmadan bu yolu örüyor.


CADDE NOTU: 75/100