İnceleme: Portrait de la jeune fille en feu (2019)

Hatırı sayılır bir aradan sonra geri dönen ve kamerasını erken modern dönemin Fransa’sına çeviren Celine Sciamma, 72. Cannes Film Festivali’nden En İyi Senaryo ödülüyle ayrılan 4. uzun metraj filmi “Portrait de la jeune fille en feu” (Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi) ile son dönemin en kaliteli eserlerinden birine imza atıyor.


Toplumun Sessiz Baskısı Altında Tutuşan Bir Aşk


Sciamma, maskülen sanat dünyasında var olmaya çalışan Marianne (Noémie Merlant) ile kilise sesinin duyulmadığı izole bir adada bile otoritenin kendisine biçtiği rolden kaçamayan aristokrat Héloïse’nin (Adele Haenel) trajedisini anlatıyor.


Kız kardeşinin şüpheli ölümü sonrası onun eski nişanlısı, Milano soylusuyla evlendirilecek Héloïse’yi gizlice resmetmesi gereken Marianne, sahil yürüyüşleri boyunca onu keşfediyor. Héloïse’nin travmasına, duygularına, düşüncelerine tanık oldukça bir iş olarak aldığı, yönetmenin reddettiği sanat algısının alegorisi olan portre bu sabırlı ve çok yönlü şekilde olgunlaşan tutkulu, aynı zamanda çaresiz ilişkinin ifade biçimi olarak çerçeveleniyor.


Sciamma, Marianne ile Héloïse’nin birbirlerini tanıma sürecini iki oyuncunun yeteneğine teslim ediyor. Yönetmenin yavaş yavaş tutuşan bir şömine misali zeki diyaloglar ile geniş bir alana yaydığı anlatı, kısa bir zamana sıkışan bu tutkulu aşkın değerini paha biçilemez bir forma sokuyor.


Noémie Merlant & Adèle Haenel - Portrait de la jeune fille en feu, Celine Sciamma


Sciamma’nın karakterleri gerçek. Toplumun hangi kesiminden gelirse gelsin, hareket alanı onlar için çizilmiş, fazlasını istemesine izin verilmeyen, sesi kısılmış kadınlar. Meslekleri, soyları, kişilikleri farklı, dertleri ise ortak.


Sciamma’nın sağladığı görsel ve işitsel sessizlik sınıf ayrımını oluşturan, rolleri dağıtan hiyerarşinin ortadan kalkışı sonrası yerini, üç kadının filmde neredeyse hiç bulunmayan erkeklerin inşa ettiği dünyadaki dayanışmasına, özgür kalan tutkuya, huzurlu bir arkadaşlığa ve masmavi dalgalara bırakıyor.


Karakterlerin algısını, hislerini ve yaşanmışlıklarını yansıtan bir refleks olarak anlatımı saran resim sanatı, toplumun dikte ettiği rollerden kaçamayan kadınların çaresizliğine bir efsaneden yansıyan “Orpheus & Eurydice”in öyküsü ile “bundan kaçamıyorum” sözlü filmin ilk müziği, Sciamma’nın persfektifine katman katıyor. Görüntü yönetmeni Claire Mathon’un kompozisyonları da öyküsünü merak ettiğimiz birer sanat eserine dönüşüyor.


Noémie Merlant, Adèle Haenel & Luana Bajrami - Portrait de la jeune fille en feu, Celine Sciamma


Sciamma, bir diğer müziğini filmin en vurucu anına saklıyor. Adele Haenel’in (Héloïse) yaşanan trajedinin çarpıcılığını yoğun duygu geçişleriyle ustaca sergilediği, bir mühür niteliği taşıyan anlara Vivaldi’nin Dört Mevsim konçertosu eşlik ediyor: ”Pişman olma, hatırla…”


Celine Sciamma kaçınılmaz olanı değiştirmeyi değil, nelerin kaçırıldığını özgür bir yaşamın mümkün olduğu gerçeğine işaret ederek zeki, duygusal ve çarpıcı bir yolla anlatıyor. “Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi”, zamansız bir söz.

CADDE NOTU: 85/100