Çizgi Roman Sektörünün Kaotik Yılı: 1996 | I. Çeviri

Bu yazı, Jim McLauchlin tarafından GamesRadar adına kaleme alınan makalenin çevirisidir.


2020’nin çizgi romanlar için çılgın bir yıl olduğunu mu düşündünüz? Öyleyse 1996’ya geri

gidelim.


Marvel’in ve DC’nin satışlarını kesinlikle ezdiği, ancak House of Ideas’ın neredeyse patladığı

endüstrinin başarısızlıklarla sarsıldığı bir yıl hayal edin. Ve arka planda, bilgisayarınız sizinle konuşmaya başlıyor.


Bu yıl 25 yıl önce gerçekleşti. 1996'yı hatırladınız mı? Çizgi roman endüstrisinin birçok devi hala hatırlıyor.


İçerik her şeydir, öyle değil mi? 1996 başlarken, işler şöyle görünüyordu…


Sahnenin Kuruluşu

  • Çizgi romanlar yaklaşık 1989’dan 1993’e kadar bir patlama dönemi yaşadı. Fakat 1993’lerin ortalarına doğru, bir ‘spekülatör balonu’ patladı. Baskı işleri çöktü ve birçok dükkan iflas etti.

  • 1991’deki patlama sırasında, finansör Ron Perelman, Marvel Comics’i satın aldı ve diğer şirketleri satın almak amacıyla önemsiz tahvilleri güvence altına almak için Marvel hisselerini kullandı.

  • 1992’de Jim Lee, Rob Liefeld, Todd McFarlane ve diğerleri dahil olmak üzere önemli Marvel yetenekleri Image Comics’i kurmak için şirketten ayrıldılar.

  • 1994 yılında Marvel, yayıncılardan mağazalara çizgi roman ticareti yapan aşağı yukarı 17 dağıtımcıdan biri olan Heroes World’u satın aldı. 1995 yılında, Marvel kendi dağıtımını yapmaya başladı ve diğer dağıtımcıları kaosa sürükledi.

  • X-Men satışlarda başı çekiyordu. Yıl başlarken, endüstrinin en çok satan 10 kitabından sekizi X-ailesi başlıklarıydı.

  • Superman, DC Comics için iyi bir satıcıydı ama 20. sayıya kadar genellikle satış listelerine girmedi.

  • ‘America Online’ adlı bir şey geniş bir kültürel farkındalık elde ediyordu ve ücretsiz AOL diskleri neredeyse her yerde görünmeye başlamıştı.


DC vs. Marvel ve Amalgam


Satışlar serbest düşüşteydi. Endüstri, X-Men ile gülünç derecede doluydu. Perakendeciler zarar görüyordu. Çizgi romanlar kolay, kazanması kesin olana ihtiyaç duydu. New York 1700

Broadway’de telefon, DC’nin o zamanki yayıncısı Paul Levitz’in masasında çaldı. Arayan Marvel’in o zamanki başkanı Terry Stewart idi. Ve bir fikri vardı: Marvel’in tüm karakterlerinin

DC’ninkileriyle karşılaştığı dört sayılık bir mini seri.


Levitz, bu konuşmadan 'Bu olay Terry'nin marketin içerisinde olduğu duruma karşı duyduğu endişe ve kızgınlıkla başladı' diye bahsedecek ve 'İnsanları dükkanlara geri almamız gerekiyordu.' diye hatırlatacaktı.


İki sayı basit bir şekilde “DC versus Marvel”; diğer ikisi “Marvel versus DC” olarak adlandırıldı. Marvel bir yazar ve sanatçı ekibi sağlayacaktı, DC de aynısını yapacaktı. Superman’in sanatçısı Dan Jurgens, DC tarafından seçildi.



Jurgens, piyasanın aciliyetini anlatıyor:


“Böyle bir projenin ilk etapta bir araya gelmesinin sebeplerinden birisi Marvel ve DC’nin piyasaya, satıcılara yardımcı olacak bir şey verme arzusuydu. Sektörde başına taşlar yağan bir grup insana dönüşme eğilimi mevcuttu ve distribütör savaşları da çok fazla belirsizlik yaratmıştı. Bu proje satıcıların gerçekten üzerine kafa yorabileceği ve bir sürü kopyasını satabilecekleri bir şeydi.”

Ancak projenin ruhu, Marvel editörü Mark Gruenwald ve DC editör Mike Carlin’in başrol

oynadığı bir polis-arkadaş filmiydi. DC’ye taşınmadan önce Carlin, Marvel’da Gruenwald’ın

asistanı olarak işe başladı. Bu projeye gizlice hayat veren ikisi uzun süre arkadaşlardı.


“Bu o kadar sessizdi ki, sadece Marvel ve DC’deki en yüksek kademeler bunun olduğunu biliyordu,” diyor DC yazarı Ron Marz. “Kimseye söylemememi söyleyen Mike Carlin tarafından partiye davet edildim. Sanırım eşime söyledim ve sonrasında ona kimseye söylememesi gerektiğini söyledim. Ama kesinlikle duyurulana dek hiçbir arkadaşımın veya iş arkadaşımın öğrenmesine izin vermedim.”


İlk yaratıcı toplantı gizli kapaklı gerçekleşti.


Marz, “Proje için ilk toplantımız Mark Gruenwald’ın apartmanındaydı. “Ofiste yapmadılar çünkü her iki şirketin de editöryal kadrosu neler olduğunu bilmiyordu. Ben, Mark, Mike, Carlin ve Peter David [Marvel yazarı] vardı ve bütün yapıya şekil verdik.'' diye anlatıyor.

Hayran oylarının sonuçları belirlediği, kaçınılmaz Marvel vs DC karakter savaşları olacaktı. Bu,

çizgi roman evreninde olduğu gibi kendi tuhaf dinamiğini yarattı, planlanan Wolverine vs. Lobo, Lobo için kolay bir galibiyet gibi görünüyordu. Ancak sadık bir hayran kitlesi tarafından oylama, işleri Wolverine lehine çevirir (ve çevirdi). Her iki ihtimal de planlandı.


Dan Jurgens: ''Hayranların oy kullanacağını biliyorduk ve bence Wolverine’in bunu kazanacağını kabul etmeye istekliydik. Ama her mücadelenin iki versiyonunu yaptık. Hayran oylamasını kimin kazanacağı belli olur olmaz, bam, tam bitmiş çalışmanın içerisine koyardık.”

DC vs. Marvel projesi tam olarak bayilerin ihtiyacı olan canlandırıcıydı. Seriler, sektörün yıllar

içinde gördüğü en çok satanlar haline geldi ve birleştirilmiş Marvel/DC karakterlerini, JLA ve X-Men’in JLC olması, Dr. Strangefate olmak için birleşen Dr. Strange, Dr. Fate ve daha fazlasını içeren bir tek seferlik dizi olan Amalgam Comics ile karşılığını vermeye devam etti. Ve her şeyin sonunda, neredeyse olanaksız olan gerçekleşti: Marvel ve DC neredeyse iki karakteri kalıcı olarak değiştirmeye karar verdi.


Paul Levitz: “Bu fikrin benimle bir görüşmeden fazla mı sürdüğünü ya da birinin çıkıp 'Aman Tanrım, bu muhtemelen değebileceğinden çok daha fazla iş', dediğini bilmiyorum. Bence fikir, mutlaka gözden kaçırmayacağımız ama başka bir evrende yeni ilgi yaratarak potansiyel olarak daha değerli hale getirebileceğimiz karakterlerdi.”


Ron Marz’ın hafızası bu konuda daha güçlü.


Marz: “Konuşulan karakterler She-Hulk ve Martian Manhunter idi. Bunların harika seçimler

olduğunu hissettim çünkü en azından güç durumları açısından, fazlalık karakterlerdi. She-Hulk, kadın bir Hulk ve Martian Manhunter, Superman’e oldukça yakın, sadece büyük kaşlarıyla yeşil. Karşıt evrenlerde daha orijinal görünürlerdi. Yine, hatırladığım kadarıyla, fikir bir yıllık bir dönemdi, bu noktada karakterler muhtemelen başka bir karakterle değiştirilmek üzere ana evrenlerine geri döner.”


Takas hiçbir zaman gerçekleşmedi. Fakat Marvel vs. DC, okuyuculara biraz istek, mağazaların

kasalarına da çok ihtiyaç duyulan nakit parayı koydu.


Onslaught


X-Men’in tam yetki sahibi olduğunu hatırlıyor musunuz? Uncanny X-Men’in yazarı Scott

Lobdell’e göre o zamanlar tuhaf şeyler oldu.


Lobdell: “Bir X-Men hikaye konferansımız vardı ve ‘Bir hikaye yazabilseydin, bu ne olurdu?’ diye soruldu. Ben de X-Men’in evde olduğu, bir ses duydukları, dışarı koştukları ve

sonunda durmadan önce çarptığı beş millik hendeklerin olduğu zemine kazık çakılmış

Juggernaut’ın olduğu ve ona ne olduğunu sorduklarında, sadece ‘Onslaught’ dediği ve bayıldığı bir hikaye yapmak istediğimi söyledim.


Lobdell’in fikri, sonra nereye gideceğini bilmese bile, kazanan gibi görünüyordu.


“Herkes, ‘Evet durma’ dedi, ama bu sahip olduğum tek şeydi,. O zamanlar

Onslaught’ın kim olduğunu bilmiyordum.” diyor Lobdell.


Onslaught ve onun kimliği etrafında bir gizem inşa etmek, Marvel'ın editoryal önceliği haline geldi. Ve Onslaught, daha da önemli bir Marvel hamlesine köprü oldu.



Heroes Reborn


Marvel Evreni’nin geri kalanının çoğu vasat satışlarla ve çok fazla heyecanın olmamasıyla rutine bağlamıştı. Ve sonra akla gelmeyen şey gerçekleşti.


Marvel, çoktandır devam eden dört ismin; Avengers, Captain America, Fantastic Four ve Iron

Man'in eski Marvel yetenekleri olan Jim Lee ve Rob Liefeld'ın elinde yeni seriler ve #1 numaralı sayılar ile ayrı bir konumda yer alacakları, yaratıcı stüdyolara dış kaynak olarak sağlanacağı, ‘Heroes Reborn’u duyurdu. 12 aylık anlaşma baştan sona bir iş kararıydı. İçerik yaratıcılara çok yüksek ücretler ödendi fakat çok yüksek satışlar elde etmeleri gerekiyordu.


Karar Marvel editoryalini hazırlıksız yakaladı ve birçoğu bunu çalışmalarının yadsıması olarak

gördü. Editörler karıştırma moduna geçiş yaptı ve yükselen yıldız Carlos Pacheco, başlıkların ne kadar iyi olabileceğini göstermek için, ‘Heroes Reborn’ anlaşmasına girmeden önceki son iki sayı olan Fantastiic Four #415-#416’ya yerleştirildi. Ama ok yaydan çoktan çıkmıştı.


Lobdell: “Öğrendikleri zaman, neredeyse Marvel’deki herkes sinirlenmişti. Baştan sona, şirket, editoryalin satışları hızlandırma çabalarından o kadar yılmıştı ki, bu mülkleri yeniden hayal etmek için dış satıcılara yöneleceklerdi.”

Bir hikaye köprüsüne ihtiyaç vardı ve bu Onslaught oldu.


Lobdell: “Marvel’ın bu karakterleri başka evrene gönderdiği haberi geldiğinde, ben ve [baş editör] Bob Harras, X-Men’in oldukları yerde kalmalarını ancak diğer karakterlerin gitmesi için mantıklı bir hikaye bulmaya çalışıyorduk. Soru şöyle oldu, ‘Kim böyle bir güce sahip?’ Ben de ‘Onslaught bunu yapabilir’ dedim. Bu yüzden neden X-Men’in de dahil olacağını anlamaya başladık. Fakat, “Heroes Reborn”’a gerçekten ihtiyaç duyulduğunda, Onslaught’ın
yaratılışını tersine tasarımla yaptık.”

Tom Brevoort, o dönem Marvel editörüydü ve bugüne kadar da öyle kaldı. Ayrıca “Heroes

Reborn”u sismik bir değişim olarak hatırlatıyor.


Brevoort: “Kesinlikle daha önce Marvel’de olan her şeyden büyük bir değişimdi. Bunun gibi karakterleri dışarıdan temin etme fikri keşfedilmemiş bir alandı. Bu bir yayıncılık kurumu olarak Marvel’in sonu ve diğer insanlarla birlikte her yere yerleştirilmiş karakterlere sahip bir lisans ajansı olarak Marvel’in başlangıcı da olabilirdi.”

Garip bir şekilde, Lobdell sokağın iki tarafından da yürüdü. Marvel için Uncanny X-Men’i

yazmaya devam etti ve ayrıca ‘Heroes Reborn’daki yeni Iron Man’i yazdı. Kolay olduğundan

değil.



Lobdell: “Pek sevilmedim. Ama her zaman son şey yerine bir sonrakini yapmayı
istedim. Ve bu bir sonraki şeydi. Ayrıca, her zaman bu şirketteki [Marvel] en önemli şeyin
yaratıcılar, editörler ya da pazarlamacılar değil karakterler olduğunu düşündüm. Bence, karakter üzerinde çalışmam, diğer insanların hissettikleri her türlü hayal kırıklığı ve kırgınlığı bana doğru yönlendirdi.”

Heroes Reborn’da sonradan sorunlara neden olan bir şey vardı: Captain America. Cap, Heroes Reborn’un duyurulmasından sadece birkaç ay önce, yazar Mark Waid ve sanatçı Ron Garne’den oluşan yeni bir yaratıcı ekiple yükselişteydi. Artan satışlara ve eleştirel beğeniye rağmen, Cap “cep boyutuna/evrenine” gitti. Yeni Cap ve yaratıcı Rob Liefeld, alay konusu oldu. İtibarı için, Liefeld fırtınayı sakinleştirmeye çalıştı.


“Beni tuttu. Rob ilk sayının 22 sayfasını diyalog kurmak isteyip istemediğimi sormak, yaratıcıların devamlılık kısmını tutmak için faksladı. Baktım, ve “hayır, teşekkürler” dedim. Bu büyük, dev göğüslü Captain America ve ergen yardımcısı bana göre değildi. Bu konuda iyi hissedemedim. Ama beni aradı ve olaylar serisini yazma/düzenleme işini teklif etti.”
- Mark Waid

‘Heroes Reborn’’un kendi durakları ve başlangıçları vardı. Altı sayıdan sonra, satış kriterlerine

ulaşılmadığını öne sürerek Marvel, Liefeld'in sözleşmesini iptal etti ve dergileri Lee'ye yeniden tahsis etti...