Çizgi Roman Endüstrisinde ‘Meta Kadın Karakter’ Yanlışı

Kadının yeri, toplumun her alanında olduğu gibi çizgi romanlarda da bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkıyor. Ana akım çizgi roman sektörünün, ‘süper güçlü ve dirayetli’ erkeklerin hegemonyası altında olduğu gerçeği karşımızdayken; hayatın her noktasında gittikçe artmaya başlayan kadın sesinin çizgi roman sektörünü de etkilediği gerçeğini görmek zor değil.


Çizgi romanlardaki kadın portresinin aldığı en büyük eleştiri, erkek okuyucunun zevkine göre tasarlanıyor oluşu oldu. Kararları ve kişilikleri yerine sadece seksapelleriyle kendine yer bulan kadın karakterler, hikaye içerisinde genelde ‘çekici’ rollerle sınırlı bırakıldılar. Altın Çağ döneminde yoğun olarak şahit olduğumuz bu durum, yıllar içerisinde -özellikle 1970’lerde- Feminist hareketin de etkisiyle kırılmaya başladı. Kadınlar yan rollerden kurtuluyor, kendi hikayelerine sahip oluyorlardı. Modern çizgi romanlarda ise bu eşik aşıldı ve kadın karakterlerin hak ettiği eşitliği bulmaya yönelik olumlu adımlar atıldı. Peki, bu yeterli mi?

Kadın karakterlerin hikayesel önemi gittikçe artmış olmasına rağmen, kişilik yapılarındaki bazı kodlar hala gözümüze çarpabiliyor. Bağımsız bir birey olarak hikaye içerisinde konumlanan kadın karakterlerin genelde aksi ve ‘itici’ tarifinin yanında, yardıma muhtaç ve sessiz kadının sevecen olacağı fikri, tüm bu devrimci gelişmelere rağmen karşımıza çıkabiliyor. Karakter yapılarındaki bu tutuculuğun yanı sıra, görsel medyanın geri kalan unsurlarında da tespit edebileceğimiz üzere, kadının resmedilişinde kalıcı bir gelişmenin henüz kaydedilemediği açık bir şekilde görülebiliyor. Pek çok kadın figürü, hala cinsel bir sunumdan öte bir sıfata sokulmuyor. Kadın karakterlerin bu şekilde var olduğu bir ortamda, genç okuyucuların bu örneklerden doğru ilhamları alıp alamayacağı da ayrı bir muamma olarak kafalarda soru işareti oluşturuyor.


Bağımsız grafik romanlarda bu konuda çok daha doğru örneklere şahit olsak da, ana akımın çözmesi gereken birçok haklı talebin olduğu oldukça açık. Yine de içinde barındırdığı bu önemli kaygılara rağmen, kadının çizgi roman sayfalarında ve sektördeki yeri önceki yıllara göre çok daha geniş, bilimsel ve gelişime açık bir konumda.


Gerçekçiliğin yanında, kadın mücadelesinin idealini yansıtan karakter söylemleri de çizgi roman sektörünü aşan ölçekte önemli. Özellikle kız çocuklarına ve genç kadınlara da hitap edilen, sağlıklı ve ilerici örnekler oluşturmanın çok önemli olduğu bu ortamda, sektörün diğer alanlara göre çok daha az hata yapma lüksü var.